9 Eylül 2013 Pazartesi

ÖLÜME RAMAK KALA

 The Journey eğitimlerinin birinde Brandon ‘başınıza gelen herşey düşüncelerinizin enerjisiyle doğru orantılıdır’ diye ısrarla tekrar edip duruyor ve örnekler veriyordu. Kişisel gelişimle ilgili hangi kitabı okursanız okuyun yada hangi seminere giderseniz gidin illaki bununla ilgili bir şeyler çıkar karşınıza. Bu çok alışılageldik bir cümleydi ve dürüstçesi sıkılarak dinliyordum onu. Hatta yaşadığınız kazalar bile dediğinde irkiliverdim aniden. Gözlerimin önüne hayatımın en önemli dönüm noktası olan kaza anı geldi ve üzerimdeki  arabanın varlığıyla neler olduğunun şokunu yeniden yaşamaya başladım titreyerek.  
Eğitim amacıyla gittiğim Boston'da ki ilk yılımdı; 1995 yılını 96’ya bağlayan yılbaşı gecesi...  Çılgınca eğlencelerin olduğu bir çok sokak partisi vardı şehirde. Ben de bir arkadaşımla beraber en sakini budur düşüncesiyle -ki çılgınlıklardan uzakta kendimi garantiye aldığımı sanıyordum- limandaki havai fişek gösterisini seyretmeye gittim. Başımda yeni aldığım fötr şapka ve yüzümü boyattığım kocaman Türk bayrağı resminin heyecanıyla bir buçuk milyondan fazla insanın olduğu limana yürüdüm. Eksi onlarda olan hava bile içimdeki mutluluğu baltalayacak güçte değildi. Saat tam 12’ydi. Patlamaya başlayan havai fişeklerle beraber arkadaşımla birbirimizin yeni yılını daha yeni kutlamıştık ki henüz ne olduğunu anlayamadığım çığlıkların ardından kendimi bir arabanın altında buldum.   Ön tekerlekler kalça kemiklerimin üzerinden geçmişti. Arka tekerlekler de geçmeye çalışıyor fakat geçemediği için bedenimde patinaj yapıp duruyordu. Ölümle burun buruna gelmek bu olsa gerek diye düşündüm ve ‘artık yolun sonu Selda, bari Şehadet getir’ dedim kendi kendime. Kelimelerin ağzımdan zorla çıktığını hissediyordum.
Ne olduğunu anlayamadığım saniyeler esnasında birinin beni arabanın altından çekmesi, ambulansın gelmesi, ardarda geçirdiğim üç ameliyat ve sonrasındaki zorluklarla dolu bir yıl.  Doktorların büyük olasılıkla ölür, ölmezse sakat kalır dediği o sıkıntılı süreç... 3 ay hiç bir şekilde belimden aşağısını hissetmediğim, sonraki üç ay 4 ayaklı yürüteçle yürümeye çalıştığım, son iki ayda koltuk değneklerine mahkum olduğum ve yaklaşık 3-4 ayı da topallayarak geçirdiğim o dönem... Gözlerimden yaşlar süzülürken o anları yaşıyordum yeniden. Brandon’ın söyledikleri bu  kez sanki başıma çekiçle vuruluyormuş gibi rahatsız etti beni. Acaba bana o kazayı yaşatan düşüncelerim neydi diye geçirdim içimden ve kendimi seansın ortasında buldum. Kamerayı geri sarma tekniği ile hemen kaza anına geri döndüm. Havai fişekler patlamaya başladı yeniden, her şey o kadar güzel ki ‘Tanrım, öylesine mutluyum ki şu an ÖLSEM DE GAM YEMEM’ ve küt... Arabanın altındayım.
Aslında ne kadar masumane söylenmiş bir cümleydi ama verdiğim enerji buydu, ölüme hazır olduğumun sinyalini vermiştim evrene ve o da bana cevap vermişti.
Şu an aklıma geçen hafta ölen bir yakınım geldi. Daha çok gençti ama kalp sorunu vardı. Ameliyat için gün almasına rağmen günlerdir ‘ben ameliyattan çok korkuyorum, o sedyeye yatmaktansa ölmeyi tercih ederim diye tekrar edip duruyordu. Ameliyattan 2 gün önce öldü.
Hepimizin pozitif enerjileri dolu dolu hissettiği ve pozitiflikleri çektiği bir ömür geçirmesi dileğiyle.
Selda Soytürk Akyılmaz