9 Eylül 2013 Pazartesi

ÖLÜMÜ HİSSETMEK YENİDEN

Kalbimin sıkıştığını hissederek açtım gözlerimi. Ne olduğunu anlamaya çalıştım, sanki nefes alamıyordum. Vücudumun tüm parçaları kopuyor gibiydi. Ne oluyor bana şokunu atlatmaya çalışarak vücudumdaki kan dolaşımını arttırmak için akupunktur noktalarına dokunmaya ve o kısımları ovalamaya başladım. Hiç işe yaramıyordu. Bir nefes koçu olarak bildiğim tüm nefes tekniklerini uyguladım yaklaşık 10 dakika.  Kalbimin sıkışması geçmiyordu bir türlü. Saate bakmak geldi aklıma, sabahın 3.20’siydi. Tanrım... Acaba doktora mı gitmeliyim diye düşündüm. Eşimin yanına geldim ve seyrettim onu biraz. Bu son görüşüm mü diye geçirdim içimden. Kalbim daha da sıkıştı. Kalp krizi mi geçiriyorum dedim, belkide yolun sonuna gelmiştim artık!
Bu durumda insanın aklına yüzlerce şey gelir sanıyordum. Hayır! Sadece ailemin ardımdan hissedeceği acıyı düşündüm. Gözlerimden yaşlar boşaldı.  Bu acıya nasıl dayanırlar diye geçirdim içimden! Eşimi uyandırıp belki de son kez ‘seni seviyorum’ demek istedim. İnsanın böyle durumlarda ne yapacağını bilememesi çok kötü.
Ben bütün bunları düşünürken sanki kaburgalarım daha da sıkışıyordu. Ellerimi soğuk suyla yıkamak için banyoya koştum. Birden abdest almak geldi içimden. Bir taraftan da nefes tekniklerini uygulamaya devam ediyordum.  Sonra Namaz kılmak istedim.  ‘Niyet ettim Allah rızası için’ diye başladım ve sonra durdum... Nasıl yani! Neden O’nunla 3. şahısmış gibi konuşuyordum ki. Sil baştan dedim... Yüce Rabbim niyet ettim SENİN rızan için namaz kılmaya diye başladım Namazıma. Direk O’na hitabendi niyetim. Hayatımda ilk kez direk O’na yönelmenin ne kadar etkili olduğunu hissettim. Basmakalıplıktan çok daha öte bir şeydi bu: gerçekten hissetmekti.
Ve o gün aslında hayatı biraz daha iyi kavradım. Ölümü hissettim yeniden ve var olmanın gerçek gücünü gördüm. Sevdiklerimin ne kadar değerli olduğunu ve onların hayatımdaki varlıklarına çok daha fazla şükretmem gerektiğini anladım.  Düne takılmanın ve yarına endişelenmenin aslında ne kadar da komik olduğuna bir kez daha şahit oldum.
Eşimin ‘burada ne işin var canım, yerde uyuyakalmışsın, iyi misin’ sözleriyle gözümü açtım.  Gülümsedim, iyiyim dedim, iyiyim hem de hiç olmadığım kadar.
Selda Soytürk Akyılmaz